Sevda Sözleri - Cemal Süreya Kitap Yorumu


1000kitap profilim : https://1000kitap.com/distopikokur

Artık kitaplardaki alıntıları yorumladığım bir Youtube kanalım var, videolardan haberdar olmak için kanalıma abone olmak isterseniz:
http://bit.ly/alintilarlayasiyorum 

https://www.youtube.com/channel/UCLDoHVW_FSN58EE52V193Ag

Youtube kanalımın amacı, Doğu'daki ya da başka herhangi bir yerdeki ihtiyaç sahibi çocuklardan kitap almaya maddi durumu yetmeyenlere 1000 abone ve 4000 saat izlenmeye ulaşıldıktan sonra kitap hediye etmektir. Yani videolar ne kadar izlenirse o kadar çok çocuk sevinecek. :)

Kitap almaya maddi durumu yetmeyen geleceğin yetişkinleri olacak çocuklarımıza kitap alabilmemi sağlamak isterseniz kanalıma abone olabilir, videolarımı paylaşabilirsiniz. Sevgiler!

SEVDA SÖZLERİ KİTABI İNCELEMESİ

Cemal Süreya ile tanıştığım kitap olmuştur. Tanışma ki ne tanışma hem de...

Hayatımda ilk kez Cemal Süreya okuduğum için kitabın başlarında epey zorlandım açıkçası. Fakat sonra kendime göre bir yöntem geliştirdim. Evet... Cemal Süreya'nın beyninin içine girmek. Kitapta geçen o büyülü ve anlamları oldukça kapalı dizeleri başka türlü anlayamayacağımı düşündüm. İkinci Yeni akımını en iyi temsil eden bu alabildiğine özgür, alabildiğine serbest, alabildiğine İkinci Yeni olan ve şiirin anayasaya aykırı olduğunu söyleyen bu adamın beyninin hücrelerine kadar girmeye karar verdim. Turgut Uyar okurken anladığım satırları Cemal Süreya okurken anlayamıyordum ve bir insana böyle dizeleri yazdıran hücrelerin orada gerçekten neler yaptığına dair çok meraklandım. Ve başlıyoruz.




Beynini alıp içine baktığımda herkes gibi Cemal Süreya'nın beyninde de 5 duyuya ait merkezler vardı.

Bunlardan 1.si olan koklama merkezinde sigaraya karşı gelişmiş olan dehşet bir sinestezi vardı. Sanki Cemal Süreya sigarayla ve sigara içerek görüyordu dünyayı. Her ne kadar kendim olarak sigarayı sevmesem de bir insan sigarayı nasıl bu kadar sevebilir dedim ve beynindeki hücrelere baktığımda hepsi gerçekten de sigara içiyordu. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.

2. merkezimiz olan duyma merkezinde "Ölüyorum tanrım / Bu da oldu işte. / Her ölüm erken ölümdür / Biliyorum tanrım."  ve "Ama kadınlar, Tanrım, / Öyle sevdim ki onları, / Gelecek sefer Dünyaya / Kadın olarak gelirsem, / Eşcinsel olurum." gibi dizeleri Cemal Süreya'ya yazdıran ve Tanrı'yla arasındaki konuşmaları gerçekleştiren hücrelere bakmak zorundaydım. Evet, hücrelerin hepsi de namaz kılıyorlardı ve hepsinin de Tanrı inançları vardı. Tanrı'nın dediği sözleri duymuşlardı ve bunlar artık Cemal Süreya'nın beyninde bir yakarış halini almıştı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.

3. merkezimiz olan görme merkezinde Cemal Süreya'nın dünyayı nasıl gördüğünü anlamaya çalışırken kitabında kullandığı ve hakkında hiçbir fikir sahip olmadığım katırtırnakları, Alucra, Ceylanı bahri, tuyuğ, talvek, dulda, Dorothy Lucy, Prudhon sosyalisti, çağanoz, pavurya, Peleponez, Kişverkişan, Ağu, muhannetlik, mekkare, svidrigavlov, astrakon, siraküza, cürmümeşhut, ürüzger gibi kelimelere rastladım. Cemal Süreya'nın yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük ve çevirmenlik yaptığını bildiğim için bir insanın aslında bu kadar kelime haznesi olduğuna şaşırmıyordum. Çünkü beyninin içindeki görme merkezinde bütün hücreler gerçekten de kitap okuyordu. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.

4. merkezimiz olan tatma merkezinde Cemal Süreya'nın dünyayı rakılarla, biralarla yani genel olarak alkolle tattığını gördüm. Hücrelerinde ise durum değişmiyordu. O merkezdeki bütün hücreler gerçekten de ölümüne içiyorlardı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.

5. merkezimiz olan dokunma merkezinde Cemal Süreya'nın dünyayı ve zamanı erotizmle, cinsellikle ve tensel temasla açıkladığının farkına vardım. "Seni kucağıma alıyorum / Tarifsiz uzuyor bacakların" ve "Yoksuluz gecelerimiz çok kısa / Dört nala sevişmek lazım" gibi dizelerin sahibinin dokunma merkezindeki hücreleri görmek zorundaydım. Evet, oradaki bütün hücreler de gerçekten sevişiyorlardı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.




Yukarıdaki çizimle anlatmak istediğim şeyler epey yoğun aslında. Ben, Cemal Süreya'yı bir Jazz müzisyenine benzetiyorum. Neden mi? Çünkü Jazz müzik türü de alabildiğine özgür, alabildiğine serbest ve diğer türler arasında sivrilen bir türdür. Hiçbir kuralı dinlemeden bazen hızlı, bazen yavaş, bazen acıklı, bazen sevinçli olur o da. Yani Jazz da aslında müziğin anayasasına aykırı bir türdür diyebiliriz. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.

İşte ben de bu çizimle Cemal Süreya'yı bir Jazz müzisyeni edasında, saksafon olarak kullandığı enstrümanı kocaman bir sigara olarak, bu kocaman sigaranın tuşlarını da hayatında birlikte olduğu kadınlar olan Tomris, Seniha, Güngör, Zuhal vs. olarak, bu sigaradan çıkan dumanların oluşturduğu görüntülerin de Cemal Süreya'nın şiirlerinde kullandığı imgeler olan minareler, üçgenler, coğrafi terimler, Dünya, Türkiye'nin hali olarak düşünmeye çalıştım. Cemal Süreya dili ve dizeleri gerçekten özgür kullanıyordu çünkü. Ona Jazz müziğini yapma yetisini anca böyle verebileceğimi düşündüm. Ayrıca Cemal Süreya'nın, Mülkiye kantini gibi gürültülü bir ortamda yazı yazmakla kendine yazı yazarken gürültülü ortam isteği gibi bir duyguyu aşılamış olduğunu öğrendim. İşte ben de onu bu çizimle böyle gürültülü bir ortama kavuşturdum aslında. Çünkü o alabildiğine özgür, alabildiğine serbest bir adamdı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.

Şimdi de kitaptan beğendiğim bazı şiirlerin bazı kısımlarını çizerek anlatmaya çalışacağım:




Bu şiir; kitabın 17. sayfasında yer alan "Aşk" adlı şiirde geçen: "Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu / İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük / Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde / Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra / Sonrası iyilik güzellik" dizelerinin ait olduğu şiir. Burada bir kadın silüetinin Cemal Süreya'nın izlerinden meydana geldiğini göstermek istedim. Çünkü sanki kadın dediğin kavram Cemal Süreya'nın sevdasıyla ve öpücükleriyle oluşuyordu. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.




Bu şiir; kitabın 68 ve 69. sayfasında yer alan "İşte Tam Bu Saatlerde" adlı şiirde geçen: "Minibüslerle morarmış sokaklar / Buğdayın parayla değişildiği / Paranın ekmekle değişildiği / Ekmeğin tütünle değişildiği / Tütünün acıyla değişildiği / Ve artık hiçbir şeyle değişilmediği acının. / O sokaklarda. / Saatler yağmuru gösteriyor" dizelerinin ait olduğu şiir. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.




Bu şiir; kitabın 86. sayfasında olan "Sımsıcak, Çok Yakın, Kirli" adlı "Bacaklarının daraçısında / Bir yumak / Bir kırlangıç yuvası / Bir söğüt yaprağı susuz ve erkenci / Bir mermi yatağı derin ve pusuda / Bir saat kapağı tık diye açılır / Bir tünek dalgın güvercinler için / Yabancım diyorum ona / Geriye kalan bütün kelimeleri de / Kamulaştırıyorum böylece" dizelerinin ait olduğu şiir. İşte size Cemal Süreya'nın erotizm ve kadın sevdasının tasviri. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.




Bu şiir; kitabın 88. sayfasında bulunan "Yırtılan İpek Sesiyle" adlı nesirde geçen: "İnsan sevişirken bütün çağlarda birden oluyor, geçmiş çağların hepsini birden yaşıyor bugünle birlikte. Ve bu gerçekten böyle oluyor. Bu bakımdan bir erginliktir sevişmek." cümlelerinin ait olduğu nesir. Geçmiş, şimdi ve gelecek gibi bütün zaman kavramlarını içeren bir erotizm hikayesi gibi aslında bu. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.


                                      

Bu şiir; kitabın 281. sayfasında bulunan "Çıkmaz Sinir" şiiri. Kendi gölgesiyle bile barışık olamayan, kendi gölgesini bile tekmelemek isteyen, kendi gölgesini bir köpek olarak tanımlayan adamın şiiri. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni.

Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.

#kitapyorumu #kitapincelemesi

4 yorum

Author
avatar

Merhaba Oğuz!
İlk olarak bu güzel blog için sana minnettar birçok okur olacak, şu an onlardan biriyim. Çizimlerin öylesine yerinde ki içimi ısıttığını söylemeden edemeyeceğim. Cemal Süraya'yı hiç bu denli hissettiğimi hatırlamıyorum. Bu büyük aşığı bu kadar iyi anlattığın için seni kutluyorum! Umarım hep böyle güzel şeylerle bizleri gülümsetir, kendine yeni şeyler katıp başarılarınla gurur duyarsın!

Reply
Author
avatar

Merhaba değerli Adsız!
Eksik olma, bu sözler beni böyle çalışmalar yapma konusunda daha çok güçlendiriyor. Gelecek konusunda daha çok umutlanıyorum bu ülkede. Belki de dışımızı ısıttığımızı sanıyorken içimizde hep bir şeyler soğuk kalıyordur diye böyle renkli bir işe giriştim. Renkli dediğime bakma, karakalem çizmeye alıştık bir kere mimarlık okurken. Cemal Süreya hissetmek için en derin olan insanlardan biri! Böyle bir şey başarabildiğim için gurur duyarım. Çok teşekkür ederim samimiyet kokan yorumunuz için. Umarım, umarım, umarım... Hayatta katacak yeni şeyler daimi olduğu sürece ben de burada daimi olmaya çalışacağım! İyi ki varsınız.

Reply
Author
avatar

Merhaba sevgili Oğuz bey,
öncelikle Cemal Süreya gibi bir sanatçının eselerini okurken insan istemsiz hayalinde birtakım betimlemelerini canlandırıyor sanırım bu durumu her okurun içinde kendini bulduğu bir durum o yüzden daha da çok seviyorum Cemal Süreya' yı bugün sayfanız da hoşuma giden pek çok sey oldu ilk başta kağıda dökme düşünceniz, jazz müzisyeni benzetmeniz ve bu durumu bir de çok sevdiği sigarasi ile bağdaştırmaniz gerçekten çok yaratıcı.Teşekkür ederiz bu güzel paylaşım için bugün hayalimdeki Cemal Süreya'ya başka şeyler eklemiş oldunuz, sagolunuz...
Not: Cemal Süreya portresi başarılı:)

Reply
Author
avatar

Merhabalar Nevra Hanım,
Moda tasarımcısı bir kadından bunları duymak sanırım çok iyi hissettirdi. Cemal Süreya'yı daha pek çok yazıyla ve çizimle anlatmak isterdim açıkçası, çünkü bunların hiçbirinin onu anlatmaya yeteceğini düşünmemekle birlikte yapmış olduğum şeylere verdiğiniz değer için çok teşekkürler. :)
Jazz müziğini seviyorum ve Cemal Süreya'nın da bu müzik türüne karşı benzerliği olduğunu hissetmiştim. Tekrar teşekkür ederim.
Not : Yetenek kısmında sıkıntılarım var biraz, gerçeğini çizemiyorum bari postmodern bir şey olsun demiştim. :)

Reply